BodrumArt
............................................................................................................................................. ......................
.
Ana Sayfa
BodrumART Hakkında
Üyelerimiz
Gerçekleşen Etkinliklerimiz
BodrumART Güncesi
Projelerimiz
İletişim
Tüzük
 
  1. BODRUM’DA SANAT  VAR…
    27 Ekim - 04 Kasım 2007
    Artist07 İstanbul Sanat Fuarı


  2. Bodrum'da Sanat Var Sergisi 27 Aralık - 04 Kasım 2007'de Artist07 İstanbul Sanat Fuarında idi.

    Yer İstanbul. Mekân Artist07 Tüyap 7. Sergi Salonu.  712B standında bir hareket, bir kalabalık... Eserleri sergilenen 13 Bodrumart sanatçısının dokuzu burada. Pek çok Bodrumart üyesi de onları kutlamak, yanlarında olmak için onca yolu göze alıp gelmişler. Başkaları da var. Sergi alanının ortasında sanatçı Mustafa Altıntaş'ın Mausoleum yerleştirmesi ihtişamla yükseliyor.  2,5 m. boyutlarında bir küp. Üç yüzeyi görkemli görüntülerle kaplanmış.

    Birazdan Mustafa Altıntaş "Mausoleum Üzerine Bir Dokunuş, Tarih Zaman Bellek" adını taşıyan performansı gerçekleştirecek. Mausoleum'un yerleştirildiği dikdörtgen alanın üç tarafı da Bodrumlu sanatçıların resim ve seramik eserleriyle çevrili. Mausoleum yerleştirmesi tüm bu eserlerin tam ortasında adeta bir merkez. Varlığıyla etrafındaki eserleri kutsuyor gibi..

    Mustafa Altıntaş, İkbal Çiğdem Damar, Yüksel Güner Artist07'de BodrumArt standında

    Az sonra izleyicilerin ve sanatçıların katılımıyla üzerine yazılar yazılacak, şekiller çizilecek. Kirlenecek. O tüm bu olacaklardan şimdilik habersiz. Hatta mutlu belki de, kendini ait olduğu yerde hissediyor olmalı, Bodrumlu sanatçıların arasında...

    Mausoleum'un sağ yanındaki duvarda büyük usta sanatçı Turan Erol'un tablosu asılı. Beyaz bir sarnıcın yanıbaşında inşa edilen tekne gövdesinin iskelet halindeki resmi. Bu iskelete bakıldığında, elleriyle çivi çakan ustaların varlığını hissedebiliyorsunuz, resimde yer almasalar da...


    Turan Erol

    Onun yanında büyük şair İlhan Berk'in sararmış bir kitap sayfasıüzerine, parmaklarıyla boyayarak yaptığı bir resim duruyor; yeşil ve siyah renklerin tonlarında, birbirine dolanmış bir kadın bir erkek, iki insan bedeni. Yakından bakıldığında, güçlükle seçilen, matbaaca basılmış Walt Whitman ismini okuyorsunuz. İlhan Berk'in resimlerini kullanılmış kâğıtlara yaptığını biliyoruz. Şair Walt Whitman'ın İlhan Berk için önemli bir şair olduğunu, hatta kendisinin Türk Walt Whitman'ı olarak anıldığını hatırlıyoruz. Demek şair, okuduğu bir Walt Whitman kitabının ilk sayfasını kullanmış, resim yaparken bile şiirle bağlantı kuran İlhan Berk'e bu küçük ayrıntı için küçük bir gülümsemeyle selam göndermeden geçemiyorsunuz resminin önünden.


    İlhan Berk

    İşte Birol Kutadgu. Resminde öne çıkan mavi ve turkuaz tonları, onun nasıl bir deniz sevdalısı olduğunu hatırlatıyor onu ta Bodrum'dan tanıyanlara. Resimde dekolte giyimli ve cazibeli biri esmer, biri açık tenli iki kadın var. Açık tenli kadının arkası, esmer olanın yüzü bize dönük. Bedenleri birbirine dokunduğu noktada aynılaşıyor sanki, aynı renk oluyor. Esmer kadının yüzü belirgin olmasa da bir hüzün, durağanlık algılanıyor; tüm bu ortamdan sıkılmış gibi. Ama bedeni başka bir dili konuşuyor; hareketli, davetkâr...  Üzerlerindeki varmış gibi görünen giysilerden bir eğlence partisinde oldukları anlaşılıyor. Etraftaki herşey, mekânın Bodrum olduğunu söylüyor bize.

    Birol Kutadgu

    Gül Gökovalı'nın iki eseri, Birol Kutadgu'nun tablosunun yanında. Bu iki resimde de insan bedenleri var. İlkinde üç kişi ayakta duruyor, ortadaki kadın dans ediyor. Kadının sağında ve solunda duran adamların omuzları çökük, başları hafif yana eğik halleri kadınla pek ilgilenmedikleri izlenimini veriyor.

    Gül Gökovalı Gül Gökovalı

Emel Altuğ'un üç tablosu var sırada. İlkinde beyaz ve mavi iki armut, arka fondaki canlı kırmızıyla, siyahla belirginleşiyor, yanyana duruşlarındaki sıcaklık, dışarıda kalmış diğer armutu silikleştiriyor adeta.

Emel AltuğEmel AltuğEmel Altuğ

Tülin Aker Aburga'nın Kayık adlı tablosunda sarı ve yeşil, mavi ile içiçe. Arkada yalı olduğunu düşündüğünüz bina silüetleri göze çarpıyor.

Tülin Aker Aburga

Gülsen Giz'in tablosu yarı aralanmış bir banyo kapısından görünen ayaklıküvet, yanında bir ahşap sandalye. Pırıl pırıl, pürüzsüz bir temizlik duygusu hissediyorsunuz.

Gülsen Giz

Hale Ozansoy'un tablosunda neşeli, miniminnacıkmış gibi görünen bir kadın gülümseyerek size bakıyor. Yüzündeki tek belirgin nokta gözleri ve dudakları. Bedeni yarı bükülmüş, kolunda tuttuğu çiçeklere
eğilmiş.

Hale Ozansoy

Deborah Semel'in iki resminde de gökyüzü ve bulut görüntüleri var.

Deborah Semel Deborah Semel

Nihal Kandak'ın resminin önünde şöyle bir durup irkiliyorsunuz. Çarpıcı bir anlatım ve ortada duran kadına uzanmış eller düşüncenizi bu tabloya odaklıyor.

Nihal Kandak Nihal Kandak

Nebahat Timur Tokgöz'ün iki resmi var duvarda; Amazonlar adını vermiş sanatçı bu seriye. Her iki tabloda da odaklandığımız insan bedeninin her kıvrımında bir karşı koyuş, bir direniş hisediyorsunuz. Beden,kadın veya erkek olduğuna dair belirgin bir işarete sahip değilse de, hatların belli belirsiz yuvarlaklığı kadın oldukları izlenimini veriyor.

Nebahat Timur Tokgöz Nebahat Timur Tokgöz

Hakan Mandalinci Ces't la Vie adlı beş parçalı eserinde farklı bir anlatım denemiş.

Hakan Mandalinci Hakan Mandalinci Hakan Mandalinci

Hakan Mandalinci Hakan Mandalinci

Sanatçı Ali Koçak'ın eserleri ta uzaktan kendini belli ediyor. Anlatımı, renkleri ve figürleri sizi kısa bir an için esir alıyor, kendinizi o tablonun içinde buluveriyorsunuz.

Ali Koçak Ali Koçak

Bir köşede sanatçı Birgül Baran'ın keçeden yapılmış torbaların içini toprakla doldurup üzerine savaş uçağı maketlerini yerleştirdiği Keyfi İlerleyiş adlı işi duruyor. "Uygarlığımız tarihin derinliklerinden gelen bir güvensizlik ve kinle yağmalanmış olsa da, ayrı ayrı düşüncelerin, inançların; egemen olma tutkularının şiddetini kendi bedenlerimizde yaşatıyoruz. Ortak değerler, ortak idealler, kurtuluş umutları belli belirsiz bir anı gibi silinip gittiler. Keyfi egemenlikler, hoşgürüsüzlük sınırsız çeşitlilikte. Yaşamla olan ilişkimizi savaş ve barışa ilişkin korku veren ürünler ve eylemlerle kuruyoruz. Bu ilişkiye tanıklık eden sanat, her bir yaratımda kendini de tanımlıyor" diyor Birgül Baran...

Birgül Baran Birgül Baran

Biraz ileride, duvarda asılı duran ahşap panoda Birgül Baran'ın aynı düşüncelerle oluşturduğu Kaçış Noktası adlı işi var. Kocaman bir odada onlarca boş yatağın arasında bir adam, kendi yatağının kıyısında oturmuş düşünüyor. Ne düşündüğünü siz bulun, der gibi sanatçı. Bomboş odalar var, yatakhane olarak algıladığımız bu büyük odanın etrafında. Yatakların üstündeki yorgan ve çarşaflar sargı bezinden. Büyük olasılıkla bir asker yatakhanesi olmalı. Yatağının kenarında düşünen adamın bir kaçış noktası olarak bulabileceği, kendini konumlandıracağı yer neresi olabilir, bu tekdüzeliğin ortasında? Düşünmeden geçemiyorsunuz.

Ayşe Hinnerkopf Ayşe Hinnerkopf

Ayşe Hinnerkoph'un eserleri silüetlerden oluşuyor. Kendine has yorumuyla tuvaline aktardığı bu insan silüetleri saklanmışlıklarıyla, duruşlarıyla içinizde adlandıramadığınız bir duygu yaratıyor. Sergilenen iki eserinden birisinin daha ilk günlerde satılması, bu duygunun pek çok kişi tarafından güçlü bir şekilde hissedildiği
kanısını uyandırıyor.

Mustafa Bürün Mustafa Bürün

Mustafa Bürün de sergideki eserlerinde tek rengin farklı tonlarında uzun gezintilere çıkıyor. Güçlü bir anlatımı var.

Hakan Mandalinci

Hakan Mandalinci'nin üç parçadan oluşan "Ben ve Geriye Kalanlar"ı insanda dokunma isteği uyandırıyor. Bu yüzden olsa gerek sanatçı eserinin yanına "Lütfen Dokunmayın" uyarısını yazmış, ayrı bir kâğıda.

Mustafa Altıntaş - Kürekler

Bu kısımda Mustafa Altıntaş'ın İtalya'da defalarca sergilenen ve büyük ilgi gören ahşap üzerine varak kaplama tekniğiyle yaptığı Kürekler'i var.

Yüksel Güner Yüksel Güner Yüksel Güner

Yüksel Güner'in serginin çeşitli yerlerine serpiştirilmiş seramikleri ilgi çekiyor. Usta seramikçi üniversitede ders verdiği dönemlerden öğrencisi olan pek çok kişi tarafından merakla izleniyor, soru yağmuruna tutuluyor.

Mausoleum'a Bir Dokunuş: Tarih Zaman Bellek - Mustafa Altıntaş Performans

Evet, kalabalık bir anda arttı. Etrafta toplananlar, merakla birazdan olacakları bekliyorlar. Mustafa Altıntaş öne çıkıp "Bodrum'un en önemli simgelerinden Mausoleum'un buradaki temsili duvarlarına müdahele ederek  bu kavrama yeni imgeler, semboller eklemenizi bekliyorum" diyor ve fırça, kalem ve boyaları herkese uzatıyor.



Performans  büyük ilgi ve katılımla gerçekleşiyor. İzleyiciler,
Bodrum'un simgesi Mausoleum'un resimleriyle kaplı üç boyutlu küpün
yüzeylerine yazı, renk ve şekillerle düşüncelerini yazmak için adeta
sıraya giriyorlar.

Performans sonrasında sanatçı Mustafa Altıntaş'ın sözleri, bu sergiyi
ve olan biteni, dileklerimizi en güzel şekilde anlatıyor:

"Bu sergi, fuara katılan BodrumArt sanatçılarının en yetkin, en
değerli resimlerinden derlediğimiz bir sunum oldu. Bundan sonrası çok
önemli. Bu motivasyondan sonra, deneyimden sonra Bodrum'da sanatçılar
arası bir diyalog, ortak çalışma, workshoplar, belki ortak projelerle
birlikte bu düzeyi yükseltmeliyiz diye düşünüyorum."

"Bence sanatçılar arasında karşılıklı etkileşim ve diyalog çok önemli.
Ayrışmaktan daha çok birleştirici bir unsur olarak da bu performans ve
sergiyle bir mesaj göndermiş olduğumuza inanıyorum. Birlikte canlı bir
sürece doğru ilerletebiliriz bu başlangıcı. Bütün engeller beylik
zaten, çok geçerli değil. Sanatçı bireycidir, bireyseldir ama biraraya
da gelebilmelidir. Tek sesle çok ses farklı farklı şeylerdir."

30 Ekim 2007, İstanbul
Yazan: İkbal Çiğdem Damar

<% rs.Movenext Next end if%>
empty
empty
 

 

 
 

BodrumART Bodrum Sanat ve Kültür Derneği - Art and Culture Association of Bodrum - 2005/2007 BODRUM TURKEY
Web site sponsored by Bodrumlife